Kelime Kartı
Babayani
Kartları çevirmek için oku kullanın
📖TDK Anlamı
Köken: Türkçe+Farsça
Tür: Sıfat
Anlam: 1.Gösterişi ve özentisi olmayan.
2.Olgun, babacan, hoşgörülü olan (kimse).
Tür: Sıfat
Anlam: 1.Gösterişi ve özentisi olmayan.
2.Olgun, babacan, hoşgörülü olan (kimse).
💬Deyimler
Babayani yaşamak:
Gösterişten, lüksten ve şatafattan uzak; sade, kendi halinde ve rahat bir yaşam sürmek.
Gösterişten, lüksten ve şatafattan uzak; sade, kendi halinde ve rahat bir yaşam sürmek.
📚Roman
“Selim, o şatafatlı davet salonuna girdiğinde çevresindeki süslü ve yapmacık tavırlı insanları bir süre sessizce izledi. Herkes birbirine gösteriş yapma derdindeydi. Oysa kendisi üzerine geçirdiği eski ceket, boyunbağsız gömleği ve her zamanki babayani tavrıyla köşedeki bir koltuğa çekilmeyi tercih etti.
Oğuz Atay, Tutunamayanlar, İletişim Yayınları, İstanbul, 85. baskı, 2023, Sayfa 214.
Oğuz Atay, Tutunamayanlar, İletişim Yayınları, İstanbul, 85. baskı, 2023, Sayfa 214.
📚Roman
“Konak halkı Beyefendi’nin Avrupa’dan getirdiği yeni moda mobilyalarla salonları döşemek için birbiriyle yarışırken, kentin eski eşrafından olan İhsan Bey bu alafranga şatafata sadece tebessüm etmekle yetinirdi. Kendi çalışma odasını eski minderler, tahta masalar ve halılarla tanzim etmişti; burası onun o babayani yaşayışına, şatofatsız dünyasına açılan yegâne kapı gibiydi. Müsrifliğin ve züppeliğin revaçta olduğu bir devirde, bu sadelik ona ayrı bir heybet veriyordu.”
Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur, Dergâh Yayınları, İstanbul, 28. baskı, 2022, Sayfa 176.
Ahmet Hamdi Tanpınar, Huzur, Dergâh Yayınları, İstanbul, 28. baskı, 2022, Sayfa 176.
📚Roman
“Fahim Bey’in üzerindeki pardösü yıpranmış, şapkası zamana yenik düşmüştü. Fakat o, dış görünüşünün bu derbederliğine hiç aldırmaz, kentin en kalabalık caddelerinde bile büyük bir vakarla yürürdü. İnsanlar onun bu babayani kılığına ve kendi kabuğuna çekilmiş sessizliğine bakıp tuhaf bir adam olduğunu düşünürlerdi. Oysa onun dünyasında gösterişe yer yoktu; sadelik, bir fakirlik değil, ruhun kendi tercihiydi.”
Abdülhak Şinasi Hisar, Fahim Bey ve Biz, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 12. baskı, 2018, Sayfa 42.
Abdülhak Şinasi Hisar, Fahim Bey ve Biz, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 12. baskı, 2018, Sayfa 42.
📚Roman
“Konaktaki şatafatlı davetlerden ve alafranga muhabbetlerden çabucak sıkılan Miralay Bey, bahçedeki müştemilata çekilir, orada emektar seyisle çay içerdi. Tahta bir taburenin üzerinde oturup eski günlerden bahsettiği bu anlar, onun ruhuna en çok huzur veren zamanlardı. Herkes onun bu babayani mizacına şaşırır, bir paşa oğlunun nasıl olup da böyle kendi halinde ve mütevazı yaşayabildiğine akıl erdiremezdi.”
Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Sodom ve Gomore, İletişim Yayınları, İstanbul, 30. baskı, 2022, Sayfa 110.
Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Sodom ve Gomore, İletişim Yayınları, İstanbul, 30. baskı, 2022, Sayfa 110.
🎭Tiyatro
“Memiş Efendi: (Ceketini çıkarıp hırkasını giyer, tahta iskemleye oturur) Bırakın yahu o süslü lafları, o kasıntı halleri! Biz yıllardır bu mahallede nasıl yaşadıysak öyle devam ederiz. Ne üstümüzdeki elbisenin yaldızı değişti ne de soframızın bereketi. Biz babayani adamlardız oğlum, öyle alafranga tavırlar, yaldızlı laflar bize sökmez. Bize gönlü zengin, kendi sade insan lazım.”
Haldun Taner, Keşanlı Ali Destanı, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 15. baskı, 2021, Sayfa 48.
Haldun Taner, Keşanlı Ali Destanı, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 15. baskı, 2021, Sayfa 48.
🗺️Gezi Yazısı
“Çarşının arka sokaklarına doğru ilerledikçe şehrin vitrinlerde sergilenen o cilalı yüzü yavaş yavaş kayboluyordu. Burada eski ahşap dükkânların önünde çayını yudumlayan esnafın babayani halleri, insana zamanın durduğu hissini veriyordu. Ne mermer cepheli mağazalar vardı ne de müşteri kapmak için bağrışan çığırtkanlar; her şey son derece sade, kendi halinde ve geçmişin o dingin ritmine sadıktı.”
Falih Rıfkı Atay, Bizim Akdeniz, Pozitif Yayınları, İstanbul, 2019, Sayfa 92.
Falih Rıfkı Atay, Bizim Akdeniz, Pozitif Yayınları, İstanbul, 2019, Sayfa 92.
📝Hikaye
“Kahvedekiler her zamanki gibi ahşap masaların etrafına dizilmiş, günlük havadisleri tartışıyorlardı. Köşedeki masada oturan ihtiyar balıkçı ise sırtındaki eski hırkası, nasırlı elleri ve o babayani duruşuyla lafa hiç karışmadan piposunu tüttürüyordu. Onca yıllık deniz tecrübesine, fırtınalarla boğuşmuşluğuna rağmen kendini öne atmaz, böbürlenmezdi. Bütün bilgeliği o sessiz ve gösterişsiz halinin arkasında gizliydi.”
Sait Faik Abasıyanık, Semaver, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 35. baskı, 2020, Sayfa 84.
Sait Faik Abasıyanık, Semaver, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 35. baskı, 2020, Sayfa 84.
1/10